Gereksiz Teferruat

Gereksiz Teferruat

Sabah uyandığımda telefona gelen birkaç bildirimden biriydi bugünün hatırlatması. 6 yıl önce bugün çıktığım bir yolculuğun yıl dönümü olduğunu söylüyordu bana Facebook. 

Önce ufak bir tebessümle, sonra da derin bir düşünce ile karşılamıştım bugünü. 6 yıl olmuştu kendi işimi kuralı. Neler görmüştük, kimlerle karşılaşmıştık, neler yaşamıştık, neler kaybetmiştik, neler kazanmıştık bu yolculukta. Hepsi gözümün önünden geçti doğal olarak. 

Maddi manevi kaybettiklerimiz artık geçmişte kalmıştı tabi. Hayıflanmanın, dert edinmenin bir anlamı olmadığını bilecek olgunluktayız artık. Hani klasik laflar vardır, bizim kişisel gelişimcilerin sıklıkla söylediği; “Geçmişinize odaklanmayın” “Geçmişinizden ders çıkarın” filan gibi, benim öyle önermeler yapmayacağımı daha önce yazılarımı okuyanlar bilir zaten. 

Söyleyeceğim tek şey; Yaşadığımız ne varsa tesadüfen olmuyor, dolayısı ile tek yapmamız gereken, her “an”ımızın tekrar gelmeyeceğini bilerek yaşamak, kaybettiklerimizi tecrübe olarak görmek ve gelecek kazanımlarımıza odaklanmak. 

Aslında hepimiz için hayatı zorlaştıran şey, insanların alınlarında ne tür bir kişilik türü olduklarını belirten etiketlerin olmamasıdır. Bazen insanlar bunu açıkça belli ederler, hani meşhur bir şaka vardır; “Birinin Harvard'a gidip gitmediğini nasıl anlarsınız?" "Yakında size söyleyecektir" gibi.  Yaşadığımız iletişimsizliklerin de ana sebebi insanları gözlemlemek için zaman harcamamamızdır. Her işimiz acil ve hemen sonuçlanması gerekiyor. Dolayısı ile ne geçmiş tecrübelerimizi düşünüyor ne de yeteri kadar odaklanabiliyoruz. Üstüne saygı duyduğunuz, sevdiğiniz, saydığınız, dost görünümlü postlardan yediğiniz kazıkları da ekleyin. İşte size yaşanmış ve yaşanacak tecrübeler toplamı. 

Yine konuyu dağıtmakta üstüme yok. Nereden nereye geldik. 6 yıl önce çıktığım bir yolculuğun, tecrübelerini düşünmekten mi hayıflanayım, yoksa buraya yazamadığım çiğliklerden mi bahsedeyim derken, en iyisi susmak ve “an”a odaklanmak. Kahvemi yudumlayıp, eşimi, kızımı, doğacak çocuğumu ve gelecek planlarımı düşünmek. Zira gerisi teferruat. 

Herkesi seviyorum, çiğ olanı da, pişmişini de, arkamdan konuşanı da, sadece iyi günde yanımda olanı da, herkesi…