DEĞER Mİ?

DEĞER Mİ?

Yaşımız gereği çok daha eski zamanları bilmiyoruz ama teknolojik gelişimin başlangıcını ve şu anki durumunu net görebilen bir nesil olduğumuzu söyleyebilirim. Şu anda yaşanan doğa-insan-teknoloji çatışmasının nelere kadir olduğunu, bu değişimin yeni anlayışlara gebe olduğunu görerek bu yazının ana fikri olan” yeni değerlerin” hayatımıza girişini konu almak istedim.
            Sürekli değişen ve gelişen bu dünyada özellikle kişisel değerlerimizin de nasıl değiştiğinin farkındayız sanırım. Gerçekte kişisel değerlerimizin neler olduğunu ve bu değerlerin üzerine kurduğumuz hayatlarımızın birer yalan olduğunu bile söyleyebiliriz. Sorduğumuzda ahlaklı, güvenilir, dürüst, saygın, çalışkan, inançlı vb. gibi bir çırpıda saydığımız değerlerimizin hangilerini yaşam düsturu olarak veya yol gösteren olarak aldığımız en büyük soru işaretidir.
            Geçen hafta içerisinde aldığımız bir eğitimde bu konuda verilen örnek tam da anlatmak istediğimi ortaya çıkartıyor. Şöyle ki; Elinizde elli farklı değer yazılı kartla bir uçakta olduğunuzu düşünün. Bu değerler uçakta bulunan herkes için ağırlık taşıyor ve uçağınız düşmek üzereyken bir çırpıda bu elli değerin yirmi beşinden kurtulmanız isteniyor. Çok kısa bir zamanda en önemsiz gördüklerinizi atıyorsunuz fakat yetmiyor. Sonrasında ise elinizde kalan yirmi beş değeri de önce ona sonra da beşe indirmeniz isteniyor. Elinizdeki beş değer sizin en önemli beş değerleriniz olarak kalıyor. Gerçekte nasıl kullandığımız soru işareti olan fakat cebimizde kalan değerlerimiz. Neden mi? Sonrasında sorulan bazı sorulara verdiğiniz cevaplarla veya gösterdiğiniz performansla aslında o beş değeriniz ile çok fazla örtüşmediğinizi fark ediyorsunuz. Uzun uzadıya bu soruların ve verilen cevapların analizini yapmayacağım fakat anlatmak istediğim şey gerçekten sahip olduğumuz değerler ile olmasını istediğimiz değerler arasındaki farkın farkında olmamızdır.
 
İşletmeler için de aynı şey geçerli değil midir? İnternet sitelerine, reklamlara, kataloglara gurur duyarak yazılan o değerlerin aslında hangisi gerçekten o işletmeyi yansıtıyor? “İnsana Saygıyı” değer olarak alan fakat insana yatırım yapmayan bir kurum mu?  “Dürüstlük” önceliğimizdir diyerek, rakibini alaşağı etmek için sahtekarlık yapan işletme mi?
            Çağımızın getirdiği hızlı değişim sonucunda yeni değerlerin ve yeni anlayışların ortaya çıktığı aşikardır. Peki değerlerimiz değişebilir mi? Aslında bu sorunun iki cevabı var. Özellikle yukarıda bahsettiğim kişisel değerlerimizin farkındıysak ve hayatımızı onların üzerine kuruyorsak sadece öncelik sıraları değişebilir. Fakat asıl değişim içinde bulunduğunuz konum, yaşınız, aile hayatınız ve öncelikleriniz ile ilgili olan değişimlerdir. 18 yaşında sahip olduğumuz değerler ile 30 yaşındakilerin aynı olmasını tabi ki bekleyemeyiz, fakat daha ufak bir çocukken ailemizden öğrendiğimiz gerçekte nasıl biri olduğumuzu tanımladığımız değerler değişmezdir.
            İşte bu yüzden çocuk eğitmenleri, çocukların hareketlerine karşı yaptığımız davranışların yanlışlığından veya olması gerekliliği hakkında bolca bilgi paylaşıyorlar. Her şey ileride değişmesi çok zor olan o değerlere sahip olmak için.
            İşletmelerde ise bu durum biraz farklı, çünkü kurumun herhangi bir yerde yazılı olmayan bir kültürü, geleneği var. Bu kültür üzerine çok farklı değerler tanımlayarak olunmak istenen durum ortaya koyuluyor. Fakat zamanında kurucuların kişisel değerleri ile şekillendirdikleri bu kültürü, daha önce bahsettiğimiz doğa-insan-teknoloji çatışması minvalinde yeni değerler tanımlamaya, değiştirmeye ve bunun üzerine kurmaya çalıştıkça ve tabi ki en önemlisi de çalışanların kişisel değerlerinin, firma kültürü ile aynı paydada buluşmadığı her ortam maalesef firmalarda tanımlanamayan bir kaosa neden olmaktadır.
 
            Bu durum ile nasıl başa çıkılacağı uzmanların işi tabi ki, benim üzerinde önemle durduğum şey, kurum değerlerinin uygulanmıyor, benimsenmiyor ve maalesef değerlerin aksine hareket ediliyor olması. Kısaca Hz. Mevlana’ nın dediğine ters olarak; ne olduğumuz gibi görünüyoruz, ne de göründüğümüz gibi oluyoruz.